1 Haziran 2012 Cuma

sağlık ocağının bahçesi

"Rüyada ağlamak sevineceğinizin işaretidir. Rüyasında ağladığını gören kimse çok sevinir. Çünkü ağlamak ruhun saflığına işarettir."

Dün gece rüyalarım volüm bilmem kaçtan bir bölüm daha geldi ama bu sefer ki biraz hüzünlüydü sanırım. Belki de geçenlerde yaşadığım bir dialogtan etkilenmiş olabilirim çünkü  özlemle, arsızca ve büyük bir hırs ile gelmesini bekliyordum hiç tanımadığım birisini. Beklediğim yer ise beni eninde sonunda bulacağı ve yine tanımadığım ona ait bir evdi. Labirent gibiydi. Penceresi doğrudan mavi gökyüzünü görüyordu. Hava hafif serin, odada bulunan yatağın üzerinde ona ait eşyalar vardı. Kıyafetler, nemli havlular, bir çanta... Ama kendisi yoktu. Gelmiyordu. Ben, çok sevdiğim Ayvalıktaki eski evimde beklemeye devam ediyordum onu. Pencereden bir bahçe seyreder buldum kendimi. Mesafe çok uzundu. Bir davet ve bir sürü masa. Neredeyse yüz kişilik bir kalabalık. Çok güzel bir kutlama. Hüzünle,kederle seyre daldım. Evet, işte oradaydı, sırtı dönüktü, kalabalıktan bağımsız, elinde tuttuğu kartları insanlardan geri almakla meşgul bir adamı gözetliyordum. Yanında sarı saçları olan bayanı iş yapması için yönlendiriyordu. Kalabalık çok kısa süre sonra dağıldı, hemen yan tarafta bulunan caminin bahçesine yöneldi.  Ben ise kendimi gidenlerin arkasından ağlarken buldum, beni duymaları imkansızdı ama söylediğim şey sadece şuydu " orda olması gereken benim, aynısından bende istiyorum." Uyandığımda saat 3'ü geçmişti ve yatakta doğrulup ağlamaya devam ettim. Sonra uyumuşum. Sabah ise benimle aynı yastıkta uyuyan Tarçın, kocaman yeşil gözleriyle, benim uyanışımı seyrediyordu.

Nedendir bilemem, bu durumu annemle daima paylaşıyorum, o da aynı şeyleri anlatıyor."Oraları çok seviyorsun." Gördüğüm en güzel ve en hüzünlü rüyalar çocukluğumun geçtiği Ayvalık'taki evimde karşılıyor beni. Tarifsiz lacivert ege denizi ile gerdanında sakladığı Cunda Adası manzarası olan evimin bir diğer manzarası ise Sakarya camisi ve sağlık ocağıydı. Şimdi orada sağlık ocağı yok belki. Düşlediklerim ise küçüklük hayallerimi kurduğum anılar...

Ama şuan, gerçek hayatta bile yaşayamadığım hüzünlerimi ve anlam veremediğim soruları, rüyalarıma taşıyorum.
Nedeni var mı? Var.

http://www.youtube.com/watch?v=MVNqXDfcNgk&ob=av2e


ps. seyrettiğim adamı rüyada anımsayamadım ancak uyandıktan sonra kim olduğunun bilincine vardım. Ondan ayrılalı aylar olmasına rağmen, hala uğraşıyorum bu herifle. Gerçekten çok hüzünlü.  Mustafa idi. Yani, beni çok seven ama terk ettiğinin acısını hala çeken adam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder