15 Haziran 2012 Cuma

değişmeyen tek şey değişimdir

Materyalistim diyorum ama nah materyalistim. bağıra çağıra değişmeyen tek şey değişimdir dedim, uygulamaya gelince çuvalladım : )

Geçenlerde - derken aslında 4 ay oldu-  talihsiz bir rahatsızlık geçirmiştim, nedeni biraz stres, sıkıntı ve bağışıklık sistemimin yavaşlamasıydı. Stres , sıkıntı hayatımdan hiç bir zaman gitmedi ama bağışıklı sistemimi iyi yapmak için Solgar kullandım, fast food yemeyi bıraktım, düzenli beslendim, alkolü azalttım, sigarayı bıraktım(!) ki zaten çok içmiyordum, gereksiz alışverişlerimi bıraktım :)))) ama en önemlisi iç huzurumu yakaladım. Eskisi gibi canımın çok sıkıldığı şeyleri kafamda arka plana atmayı hatta hiç tutmamayı başarıyorum. İç kırıklıklarımın  üstesinde gelmeyi öğreniyorum ki ben inatla başarılı olduğumu düşünüyorum. Böyle güzel şeyler olurken aslında reelde de güzel şeyler oluyor hayatımda. Yakın bir zamanda, hayatımdan bir sürü insan çıkarttım. Benim sevgi ve hoşgörü sınırlarımı zorlayıp, kişiliğim üstümde manevi baskı yapan insanlardan çok rahatsız olduğumu fark ettim. Artık bu insanlar ile yollarımı ayırma vakti gelmişti. Bazıları için çok geç kalmış, bazıları için etraflıca düşünmüştüm. Ama sonuca vardığımda elimde tek bir neden kalıyordu; o da "Mutsuzluk." Bu insanların benim mutsuzluğum üstünden prim yapmasına daha fazla izin vermedim.

Şimdi kendime bakıyorum ve daha net, daha yalın düşünebiliyorum. Benim varlığıma ve sevgime değer veren insanların gerçekten hiç bir yere gitmediklerini büyük bir keyifle seyrediyorum. Bu insanların hep var olduğunu ama mutsuz olmam nedeni ile bu çemberi göremediğimi fark ediyorum. Bu ayrıcalığa sahip olmayanların yada bunu hayatlarının sonuna kadar başaramayacak insanların var olmasına artık üzülmüyorum bile çünkü "onlar 30 yaşındadır ve hata yapmaz. Çünkü onlar 30 yaşındadır ve yalan söylemez ve çünkü onlar 30 yaşındadır ve asla pişman olmaz. Çünkü onlar değer vermenin ne olduğunu bilmedikleri gibi sonsuz bir iç kayboluşun peşinde sürüklenirler. " Daha önce, "Kadın Yazıları" nda biraz bahsetmiştim, tekrar aynı şeyleri deklare etmiş olmam "değişmeyen tek şey değişimdir" cümlesini çok destekliyor olacak.

İstanbul insanı bir çok yönden kişiye unutamayacağı dersler veriyor. Bu derslerden nasibini alanlardan bir tanesi de benim ancak bu durum benim çok işime geliyor nedeni de burda güzel yazılar yazmamı sağlıyor. Yarın bir gün İzmir'e dönersem, eminim ki, güzel karşıyaka sahilini, kordon'da içtiğim gün batımı birasını, bostanlı iskelesini, gül sokak gezmelerimi, bornovanın öğrenci sofrasını yada güzelbahçe kahvaltılarını yazacağım ama blogtaki yazıları okuduktan sonra olaysız dağılacaksınız : ))) Düz, temiz, net yazılar olacak ve belki yazarken bile keyif almayacağım. Bu nedenle İstanbul'da dibine kadar yaşamaya devam ediyorum. Büyük bir keyifle ve büyük bir yürekle.

Daha başka güzel haberler de var bende; yakında güzel dostum, kadim İtalyan eşrafından, Ege'nin leziz zeytinyağlı yemeklerine hayır diyemeyen,  bayram tokalaşmasını limonlu dondurma ile yapan ve bu yıl beach club'ların tozunu attıracak Barış Baykal'ın mükemmel manyak tumblr'ında ortak yazılar yazacağız. Şuan yayında olan Tumblr 'dan ziyade başka bir mecra olacak. Bu özellikle onun; kalemine ve diline güvendiği birisi ile birlikte yapma fikri idi. Bende balık.avi gibi atladım ama iyi ki atlamışım. Değişik olayları, karşılıklı boşluk doldurur gibi yazacağız ve onun adreste yayımlayacağız. Ben ufak ufak başladım. Yakında kokusu çıkar.

Şimdilik adresin ismi sürpriz.

Şimdi sizi Drama ile baş başa bırakıyorum. Yabancı hissetmeyeceğiniz bir şarkı çünkü nede olsa herkesin hayatı birer "Drama".


Zamanın ötesinden edit: Barış 30 kilo verdi, bu videodaki barış ile yakından uzaktan alakası yok şuan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder